İstanbul’dan Sinemaskop Kareler

Geçtiğimiz Pazartesi günü İstanbullular, bu sene daha bir çetin geçen kış mevsiminin getirdiği zorlukların da eklenmesiyle  içinden çıkılmaz bir hal alan İstanbul trafiğinde işe gitme maratonuna başlamışken, bir günlüğüne İstanbul’da bulunan ben sabahın erken saatlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş kampüsüne giderken bir anda “yürüyecem lan ben” diyerek Eminönü’nde tramvaydan inmiştim.

Hava soğuktu. Hafiften kar yağışı başlamıştı. Soğuk ve karlı bir havada, sakin bir İstanbul sabahında, kulağımda güzel melodilerle yaklaşık 6 km kadar yürüdüm. (Bu soğukta, karda, kışta 6 km yürünür mü? Salak yemin ediyom geri zekalı bu çocuk ya. Teşekkürler. Ha-ha.) Bu yürüyüş sırasında, “bu soğukta kim çıkaracak şimdi fotoğraf mekinasını çantadan” düşüncesini alt ettiğim zaman dilimlerinde ortaya çıkmayı başarmış fotoğrafları burada paylaşayım istedim.

Fotoğraf makinasını çantadan çıkardığım ilk yer Fındıklı parkı idi. Fındıklı parkının o sabahki atmosferi o kadar tanıdık geliyordu ki… Kasvetli bir hava, rüzgar, kıyıya çarpan dalgaların sesleri, martı sesleri, vapur sesleri… Evet sevgili okur. Tam tahmin ettiğin gibi. Nuri Bilge Ceylan‘ın Uzak filminin son sahnesi…

Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğini, filmlerini filan zaten çok severim fakat Nuri Bilge Ceylan hayranlığımın asıl nedeni sanırım fotoğrafçı kişiliği. Zaten filmlerini seyrederken filmin her saniyesinde “oha! açıya bak”, “o nasıl bir kadraj ulan!” gibi iç seslerin eşlik etmesi de bunu gösteriyor sanırım. Neyse…

Böyle Fındıklı, Uzak, Nuri Bilge Ceylan filan derken -artık benim nöronlar o sabah nasıl bir kafadaymışlarsa- iş Nuri Bilge Ceylan’ın “Türkiye Sinemaskop” adlı fotoğraf serisine kadar vardı. (Şimdiye kadar görmediyseniz mutlaka göz atın derim.) Bu serideki fotoğraflarda kullanılan çerçeve oranı serinin adından da anlaşılacağı üzere sinemaskop film formatının oranı idi (2.66:1). Böyle geniş çerçeve oranlı fotoğrafları daha çok seven biri olarak bugünkü fotoğrafları bu oranda çekeyim madem dedim. Makinada öyle bir ayar imkanı olmadığından, istediğim kadrajı yaklaşık olarak bu orana denk getirip fotoğrafları çektim. Daha sonra bilgisayarda bunları 2.66:1 oranında cropladım.

Bence fena olmadı. (Fotoğraflara tıklayınca büyümesi lazım. Bi’ dene bakalım.)

Bu arada bu yazıyı yazarken, Meren‘in bir zamanlar standart çerçeve oranlarından sıkılıp sinemaskop oranında çektiği fotoğraflar geldi aklıma. Bi’ göz atın bence. Fotoğraflar şurada, kısa hikayesi ise şurada.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

10 Yorum

  1. asli

    fotograflar o kadar guzel ki bayildim… uzun zamandir fotograf cekmedigim icinde bi kendimi sucladim.. sanirim alsam elime makinayi soyle bi ciksam ama ne zaman?

    neyse ellerine saglik, cok guzel olmus..

  2. Doğancan Beşikci

    Resimler oldukça güzel tek merak ettiğim fotoğraflarda özel bir filtre yada sonrada program ile renk üzerinde değişiklik yaptınız mi?(warm-cool ayarı renk değiştirme gibi)
    Zira son 2 karedeki mavi tonlarını oldukça beğendim.

  3. Burak İzgi

    Doğancan, beyaz ayarı ve kontrast dışında bir şey yok.

    Meren, çok teşekkürler. 2’yi ben de çok sevdim vallahi.

    Güney, kardan çok şikayet eden var ama bence kış çok güzel bir mevsimimiz. Teşekkürler. :)

    Selamlar.

  4. uğur

    yaa sabah gördüm yazıyı; okudum, sonradan yazarım yorumumu bi fırsat olmadı:) hepsi ciddi ciddi süper çıkmış fotoğrafların. yahu çıkıyorum fotoğraf çekmeye gel demez mi adam? biri çağırsa da gitsek diye fırsat kolluyorum. ama ciddi ciddi bundan sonraki yürüyüşte yer almak isterim. başka bi’ filmin üzerinden başka bir kadraj yakalarız..

    not: salağım yemin ederim ben de gerizekalıyım ya o.O

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir