Kaz Gölü, Ballıca Mağarası, Tokat Kebabı

Hafta sonu efendi gibi evimde oturup tez yazma çalışmalarıma devam edebilir, bu süreçte program kodları arasında kendimi kaybedip, makalelerle boğuşmanın o tarif edilemez mutluluğunu yaşayabilirdim. Fakat hayat mutluluğu öyle her isteyene vermiyordu. Bunun bilincine bir insan olduğumdan, hayatın benim için yaptığı hafta sonu planına göre Cumartesi gününü bu mevsimde göllerde, dağlarda, mağaralarda filan geçirmek fikrini çok da yadırgamadım ve hemen kabul ettim.

Haftalardır Ömer ile birlikte ne yapsak da bu kış mevsiminde kendimizi doğaya atıp şöyle ağız tadıyla bi’ rezillik çeksek konseptinde arayışlar içerisindeydik. Bir gezi planı yapmamız gerekiyordu. Biz de çevre illerde gezilecek nereler var sorusunu bir büyüğümüze sormakla işe başlayalım dedik ve Google’a danıştık.  Kendisi sağolsun çok yardımcı oldu. Döndürdüğü sonuçlardan Tokat Ballıca Mağarası güzel bir seçenek gibi görünüyordu. Tek mekan bizi kesmez diyerek Ballıca Mağarası’nın yanına Kaz Gölü‘nü de ekledik ve gittiğimiz yoldan geri dönecek değiliz diyerek şöyle bir rota çıkardık:

Sabah 7’de yola çıktık. Havanın zaten yağmurlu olacağını biliyorduk da bu kadar şiddetli olacağını, yer yer kar yağışının ve sisin yağmura eşlik edeceğini filan yaşayarak öğrendik (en etkili öğrenme metodu).

Kaz Gölü: Tek kelimeyle muhteşem bir yer.  Bu gölün neredeyse tamamı sazlıkla kaplı. Haritadan bakınca göl ana yola çok yakın. Yanından geçerken görüp dururuz kıyısında diye düşünmeyin. Biz düşündük, neredeyse bu göl kurumuş herhalde deyip yanından geçip gidiyorduk şu tabelayı görmesek:

(aşağıdakilere tıklayınca büyükleri açılacak)

Gölde, Zile’den aldığımız katmer (cevizli ve sıcak ayıptır söylemesi) ve limonata ile kahvaltımızı yaptık. Gölün etrafında turladık.  Çok güzel kamp yerleri keşfettik. Buraya kesinlikle kamp için bir hafta sonu tekrar gelmeye karar verip Ballıca Mağarasına doğru yola koyulduk.

Mağaraya Pazar ilçesinden 8 km’lik bir tırmanışla varılıyor. Tırmanış yolunda manzara müthiş:

Ballıca Mağarası:

İçerisi gerçekten çok ilginç. İnsan kendini farklı bir dünyada filan zannediyor.

Evrenin bir köşesinde kendi halinde küçücük bir gezegende yerin metrelerce altında böyle bir manzarayı seyretmek garip bir duygu.

Ballıca Mağarası’ndan daha fazla fotoğraf görmek isteyenleri şuraya alabilirim.

Mağaranın yeterince altını üstüne getirdikten sonra yoğun oksijenin de etkisiyle acıktık tabi. Tokat merkeze giderek, güzel bir restoranta kurulup meşhur tokat kebabı yeme düşüncesiyle mağaradan ayrılıp Tokat’a doğru yola çıktık. Yol boyunca “nasıl da yeriz ki biz tokat kebabını şimdi” ekseninde konuşurken beyinden mideye “hazırlan oğlum” sinyalleri gitmeye başlamıştı bile.

Tokat’a vardığımızda, neresi güzel yapar, nerede yiyebiliriz bu kebabı birilerine soralım bakalım dedik ve bir emmiye yanaştık:

– Selamınaleyküm. Biz Tokat kebabı yiyecektik ama neresi güzel yapar? Nerede yiyebiliriz?
(Sen çok yanlış gelmişsin kardeş bakışı eşliğinde, hafif alaycı bir gülümseme ile)Yiyemezsiniz.

Bu cevabı aldıktan sonra öğrendik ki bu tokat kebabının bir mevsimi varmış. Kışın filan yapılmıyormuş. Yine de siz şuraya bir bakın, belki bulursunuz diyerek bir yerleri tarif etti emmi. Biz de, tabi canım. Neden yapılmasın ki. Biz kesin buluruz bir yerler şimdi diyerek Tokat’da turlamaya başladık.  Uğradığımız yerlerden “taze kuzu eti, taze sebzeler” filan gibi teknik terimler içeren açıklamalar dinleyip, “nasıl lan, kuzu eti mi yok, sebze mi yok” serzenişleriyle ayrıldık. Yılmadık, vazgeçmedik ve uzun bir arayıştan sonra bir yerde bulduk. Kendisi şöyle bir arkadaşımız:

Güzel miydi? Güzeldi (belki de o kadar aradıktan ve acıktıktan sonra güzel gelmiş olabilir. Bir de mevsiminde yeyip karşılaştırmak lazım tabi.). Karnımız da doyduğuna göre artık dönüşe geçebilirdik. Dönüş yolunda yağmur, sis ve kar sağ olsunlar bizi yine yalnız bırakmadılar.

Hayat bazen böyle işte.

___

11 Yorum

  1. sadık kırış

    ismim gerekliyse yazarız kimden korkacam
    e mail adresi gerekliyse yazarız ama bundan sonra alacağım maillerden (tanımadığım şahıslar) sen sorumlusun adamım.
    fotoğraflarını beğendim. gecenin bu saatinde tokat kebabı midemi kazındırmaya yetti. neyse ilk yazan ben olayım dedim :)

    1. bizgi

      Teşekkürler efenim. Eksik olmayınız. (E-posta adresini veri tabanının en tabanına yerleştirdim merek etme :))

  2. Güney Cüceloğlu

    blogunu ugur sayesinde sozluk uzerinden kesfettim,

    fotograflarinin guzelligi ve yazinin sade, akici dili disinda benim icin cok ozel olan sey cok iyi bildigim, cocuklugumda birkac defa ziyaret ettigim yerleri anlatiyor olman oldu.

    amasya’da buyuyen, anadolu lisesi sinavlarina hazirlik icin tokat’in pazar ilcesinde yasayan amcamin yanina 1 yil boyunca her haftasonu kalmaya giden, ballica magarasi ve cevresinde birkac defa geziye katilmis, katmer ve tokat kebabi seven bir insan olarak yazidan haliyle cok etkilendim :)

    tokat kebabi patlicanlarin en taze oldugu aylarda yapilir, yenilir :) yediginiz ne kadar basariliydi bilemiyorum ancak guzel gorunuyor!

    selamlar,
    guney

  3. bizgi

    Ben de Amasya’da doğup büyümüş birisiyim desem mesela. (Suluova ilçesi aslında ama sonuçta Amasya) :)
    Yazdıklarımla güzel duygular uyandırabildiysem ne mutlu.

    Tokat kebabını bir de mevsiminde yiyelim diye bir kaç ay sonra tekrar yollara düştük. Ama bu sefer herkesten duyduğumuz “Tokat kebabı en güzel Pazar’da yapılır” tavsiyelerine de uyarak Pazar’a gittik. Bu gezi sırasında yediğimizle kıyaslanamaz. (ya aslında böyle kebap muhabbetine girdim ama çekiniyorum da. Şimdi New York’larda canın çeker filan, kusura bakma artık) :)

    Yorum için çok teşekkürler.
    selamlar, sevgiler.

  4. uğur

    bi dakka ya! ben bu yazıyı kaçırmışım bildiğin..

    burada bi’ yarı turhallı, yarı amasyalı beni atlayıp yenmiş güzelim tokat kebapları. o ne ala memleket arkadaş. ballıca mağarası’na defalarca gitmiş, içindeki o yarasaları defalarca dikkatlice izlemiş biri olarak anılarım depreşti. çok güzel bi gezi olmuş. lakin kebabına gelince patlıcanın ilk çıktığı zaman yemek daha bi adettendir. içi çekirdekli olmayacak paylıcanın, en önemli özeliği bu. et konusunda pek bilgim yok, ben hep patlıcanlarını yerdim.

    unutmadan tokat değiliz, turhallıyız :)

  5. sgul

    normalde blogları okur geçerim yorum yapmak adetim değildir ama sana bunu demek farz oldu: insan bunu düşmanına yapmaz yahu. gecenin bu saatinde ders çalışmam gerekirken bloglarda dolanmamın cezası olsa gerek:)

    memleket hasretini artırmasını geçtim zaten aç olan karnımı tostla geçiştirmeye çalışırken tokat kebabını görmemle sanki 4 gündür bişey yemiyormuşum gibi karnım guruldamaya başladı. tabi tokat kebabı kelebek etkisi misali aklıma ince ince sarılmış zeytinyağlıları, efendime söyleyim bakla sarmalarını, sacda yapılmış sıcacık katmerleri ve en nihayetinde yanında mevsimde toplanmış asma yaprağıyla batı getirdi. sana ne kadar teşekkür etsem azdır, ben karın gurultularıyla dersimin başına dönerken seni uyarmak isterim; karma diye bişey varsa, bu aralar kolla kendini:)

    baktım da birazcık tehditkar bir yorum olmuş ama aslında teşekkür etmek istedim:)
    çok güzel bir yazı ve şahane fotograflar. eline sağlık..

  6. Yusuf Misket

    “…Ballıca Mağarası’ndan daha fazla fotoğraf görmek isteyenleri şuraya alabilirim…” cümlesindeki şuraya kelimesinin altında yatan link “404 not found” hatası veriyor.Bizi o resimlerden mahrum bırakmayın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir