Karlı Bir Akşamüstü

Kış mevsimini severim ben. Snowboarda merak saldıktan sonra ortaya çıkan bir sevgi değil bu. Tamam, belki snowboard ile birlikte biraz daha artmış olabilir sevgim ama küçükken de severdim kışı. Tabi o zamanlar kış gibi kış yaşanırdı. Mesela ilkokuldayken filan kar diye bi’şey vardı ve gerçekten iyi yağardı.

Kış mevsimi boyunca o kadar kar olurdu ki ayağımda iki kat çorap, altta yünden dokunduğu için fena halde kaşındıran ve bu yüzden giymekten nefret ettiğim ama annemin zorla giydirdiği bir örme (içlik) ve pantolon, üstte kazak, kazağın üstünde okul önlüğü, onun üstünde yorgandan hallice bir gocuk, kafada bere ve gocuğun şapkası, son olarak da boyunbağı (atkı) ile eklemleri devre dışı bırakılmış ve şekil olarak küreye yakınsayan bir formda evden okula giderken, yoldaki o yokuşu her zaman kayarak inme şansım vardı. Tabii önceki gün okul sonrası kayarken “hep buz tutturmuşunuz lan buraları. sabah namazına giderken karanlıkta göremiyoz, kayıp düşüyoz” diyerek bizi kovalayan mahalle amcası, sabah namazından sonra bir soba kovası külü pistimize boca etmemiş ise… Yani o zamanlar kış mevsimi demek kar demekti benim için. Ve ben karda oynamayı, kışın dışarıda vakit geçirmeyi çok severdim.

Özellikle son yıllarda iklim değişikliği ve doğa katliamı konusunda bin yılların rekorları kırılırken* aptal insan ırkı bu konuda kılını bile kıpırdatmayarak kendini yok etme konusundaki ısrarını sürdürecek gibi görünüyor. Hal böyle olunca bundan sonra eskisi gibi kış mevsimleri -ve tabi diğer mevsimleri de- yaşayamayacağımızı düşünmek sanırım çok da yanlış bir düşünce olmasa gerek.

Neyse, ne diyorduk? Hah. Hafta sonu senenin ilk karı yağınca evde duramadım, akşam üstü şöyle kısa bir tur attım dışarıda.

– – –

Balkondan bakınca pek kar yoktu aslında.

01

Ama diğer taraftaki ormanlık alan hiç fena görünmüyordu.

02

Evden çıktığımda güneş batmak üzereydi. Ay çoktan gökyüzündeki yerini almıştı.

03

Ormana doğru yarın saat kadar yürüdüm. Orman dediysek yeni daha, genç böyle.

04

Güneş gönderdiği uzun dalga boyundaki ışınlar ile etrafı bir kartpostala çevirmişti.

05

Batı ufku kırmızımsı tonlarda kartpostal manzaralarıyla doluyken, doğu ufku karanlığa gömülmeye başlamıştı bile.

07

Yüzümde soğuğu hissederek biraz daha yürüdüm.

08

Sonra eve doğru dönüşe geçtim.

09

Ayağımla karları savura savura eve döndüm.

10

Şu hayatta ne yaptığıma dair hiçbir fikrimin olmadığı bir gün daha böylece bitmiş oldu.

“Gelişim gökyüzüne bir şey katmadı. Gidişim de ihtişamından bir şey eksiltmeyecek. Kulaklarım şahidimdir, kimse bana neden diye sormadı. Neden geldim, neden gidiyorum.”*

1 Yorum

  1. Doğancan Beşikci

    Sizin balkonun manzarası efsaneymiş hocam. Birde son 3 fotoğraftaki yokuş boardla tam kaymalıkmış :D aheste aheste antreman olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir