Tur Bisikletçiliği Denemeleri, Ladik Gölü Turu

Yarın bir gün atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun* diyerek devreleri yakıp kendimi yollara vurduğumda, günler, haftalar, aylar, yıllar (oha!) boyunca bisiklet sürmek gibi bir ihtimal doğabilir. Bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda en azından ön bilgiye sahip olmak mantıklı olabilir diye düşündüm. Benden bir tur bisikletçisi olur mu? Yüklü bir bisiklet ile günde ne kadar yol yapabilirim? Yokuşlarda filan ne kadar dayanabilirim? gibi sorulara cevap bulmak amacıyla izindeyken bir günlük bisiklet turu yapmaya karar verdim. Uzun yolculukları simüle edebilecek, inişli-çıkışlı, düz, toprak, asfalt her türlü yolu içeren yaklaşık 100 km’lik bir rota çizdim kendime. Hem belki gün sonunda “yok lan bu iş bana göre değilmiş” der, devreler yandığında yapılabilecekler listemden bir maddenin elenmesini sağlayabilirdim.

Günü birlik bir tur olmasına rağmen uzun tur simülasyonu yaptığıma göre çadırdı, uyku tulumuydu yedek kıyafetti  gereken bütün eşyaları almam gerekiyor tabi. Bunun için öncelikle bisiklet çantasına ihtiyaç var. Gidip pahalı tur çantalarından alacak halim yok. Decathlon’dan iki tane 17 litrelik sırt çantasını alıp askılarını birbirine bağlayarak bir adet heybe çanta elde etmek gayet kullanışlı ve hesaplı. Hem zaten bisiklet tur bisikleti değil, eşşek kadar lastikleriyle filan bir dağ bisikleti. Şimdilik tur aksesuarı almaya gerek yok; olduğu kadar.

Eşyaları yükleyip sabah 8.30’da yola çıktım. Rota kabaca, Suluova’dan çık Ladik’e var, Ladik Gölü’nün etrafını dolanıp Derinöz Barajı tarafından Suluova’ya dön şeklinde idi. İncelemek isteyenler için GPS kayıtları yazının sonunda.

Tatlı bir eğimde ilk 5 km’lik tırmanış gayet güzel. Yük kendini hissettiriyor ama sorun yok.

t-1

Çocukluğumdan beri sayısız kere geçtiğim, köyümüze giden bu yollardan ilk defa bisikletim ile geçtim; her şey çok yavaş. Bir anda geçip gittiğim o rampaları, yol kenarındaki tarlaları, ağaçları filan hepsini ağır çekimde izliyorum. Her şey çok daha net. Bisiklet işte bu yüzden çok güzel bir şey; etrafında ne var  ne yok hepsini sindire sindire seyredebiliyorsun.

Ladik’e kadar olan bölümde en çok zorlanacağımı tahmin ettiğim Derinöz deresi çıkışına geldiğimde her şey yolunda idi. Yaklaşık 15 km neredeyse sürekli eğimli bir yolda performansım hiç fena değildi. Rampaya sarınca bacaklar yanmaya başladı tabi. Biraz tırmanmıştım ki yol kenarında bir çeşme; kısa bir su molası verdim.

t-2

Mataradaki suyu yenileyip kafayı ıslattıktan sonra tırmanmaya devam. Bir müddet sonra bacaklar yine yanmaya başlayınca bu sefer de bir fotoğraf molası vermek gerekti.

t-3

Bu molanın ardından, zaten az kalmış olan rampayı da çıkıp bir müddet düz yollardan, ayçiçeği tarlarının arasından pedallamaya devam ettim (gopro chest mount ev yapımıdır ona göre :)).

t-4

Eh bu kadar asfalt yol yeter biraz da toprak yolların tadına bakayım diyerek Ladik’e giden eski yola daldım. Taş, yer yer çamur, su birikintisi filan derken bisiklet de özüne döndü, kendine geldi. Yol bir süre düz gittikten sonra rampa başladı ve zemin taşlı, oturmuş yoldan ince toprağa dönünce işin rengi değişti. Bir de öğlen sıcağıyla birleşince rampa gerçekten tadından yenmedi. Kısa birkaç molayla burayı da çıktıktan sonra aşağılarda Ladik göründü; bundan sonrası zevkli bir iniş.

t-5

Ladik’ten yiyecek bir şeyler alıp göle doğru devam ettim. Yol kenarında gördüğüm ağaçların arasındaki bankta bir miktar dinlendim.

t-6

Biraz daha yol alıp bir çeşme başında ilk uzun molamı verdim ve fırından aldığım taze ekmekle yaptığım sandviçi iştahla yedim. 45 dakika kadar gölgede dinlenip kendime geldikten sonra gölün karşı tarafına doğru pedallamaya başladım.

Bir kaç yüz metre gitmiştim ki asfalt çalışmasına denk geldim. Asfalt dediysem öyle sıcak asfalt filan değil. Zift dökülüp üzerine çakıl serilen asfalt türünden. Her yer çakıl taşı. Doğru düzgün silindir de geçmemiş zaten. Bir taraftan bisikleti dengeli sürmeye çalışırken bir taraftan yoldan geçen arabaların, kamyonların sıçrattığı taşlardan korunmaya çalışarak bir iki kilometre kadar sürdüm. Neyse ki çok uzun bir yol çalışması değilmiş. Böylece uzun turlarda karşılaşılacak bir problem daha simülasyona eklenmiş oldu.

Gölün karşı kıyısına giden yol bizim köyün yolu. Ana yoldan ayrılıp köy yoluna girince araçlardan da kurtulmuş oldum. Ağaçların arasından köy sapağına kadar hafif bir eğimde tırmanmaya başladım.

t-7

Dört beş kilometre kadar tırmanışın ardından göl manzarası da kendini gösterdi.

t-8

Kısa bir inişin ardından yolun bundan sonraki 25 km kadarı düz sayılabilecek, yormayan yollardı. Dönüş yolunda Ladik’ten sonra yaptığım rota planına sadık kalıp kalmama konusunda ikilem yaşadım. Planda Derinöz barajı tarafından dönmek vardı ama o yoldaki Kapaklı denilen mevkide bulunan rampa bu kadar yorgunluğun ardından gözümde büyüdü. Geldiğim yoldan geri dönmeyi düşünürken yol ayrımına geldiğimde Kapaklı’daki o rampadan sonra ta Suluova’ya kadar olan iniş daha cazip geldi ve Derinöz tarafına döndüm. Derinöz barajının alt kısmına kadar, yer yer çamurlu toprak yollardan geçerek tekrar asfalt yola çıktım.

t-10

İşte bu kısım tüm turun en zorlu tırmanışının olduğu kısım idi. Hafif eğimle başlayan yol giderek dayanılmaz hale geldi. Kısa kısa molalar vererek biraz uzun bir sürede de olsa rampayı çıkmayı başardım. Bu zorlu tırmanışın sonunda ise Suluova’ya kadar yaklaşık 20 km’lik müthiş bir iniş beni bekliyordu.

Aslında bisikletle olan ilişkim bayağı eskidir. Çocukken gerek kollarım, gerek bacaklarım gerekse kafam ile asfalttan kıvılcım çıkarmak olsun, toprak yollara kafa göz dalıp tozu dumana katmak olsun pek çok maceram vardır. Sonradan uzaklaştık tabi bisikletten. Şimdi tekrar sağolsun Ömer sayesinde bir bisikletim var. O zamanlar bisikletten anladığımız “kaç vites lan bu”‘dan ibaretti. Şimdi bisiklet dünyasına dalıp okudukça, ne sistemler, ne bisikletler olduğunu gördükçe  insan gerçekten hayret ediyor. Şimdilik bu giriş seviyesi bisiklet ile uzunca bir süre beraberim. Sonrasına bakacağız.

Bu arada bu turun bazı bölümlerinde ciddi zorlansam da bu zorluklar, devreler yandığında yapılacaklar listesinden bisiklet turunun silinmesine yetmedi, onu da söylemiş olayım.

___

Rotanın GPS kaydı.

3 Yorum

  1. Pingback: Dağ Bisikletçiliği Denemeleri, Yozgat Çamlığı Milli Parkı | bizgi'nin günlüğü

  2. nuris

    rastegele girilmiş bir fotoğraf blogunda memleketimi görmek çok güzeldi yazı ve fotoğraflar için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir