Kaçkarlar; Buzul Göllerine Yürüyüş

Bu gidişle sanırım bu günlükte her yıl -en az- bir Kaçkar yazısı yer alacak. Ben Kaçkarlar’a gitmekten bıkmayacağım, siz de yazdıklarımı okumaktan bıkmayın bence. :)

Aslında bu yıl şu zirve olayını aradan çıkarmak istiyordum fakat tarihleri ayarlayıp yanıma bir tırmanış arkadaşı bulamayınca ve tek başıma da gitmek istemeyince zirve yine başka bir bahara kaldı. Lan dağcıyım diye geçiniyosun daha bi kaçkar zirven bile yok. Öyle denmez ama, çok ayıp. Ne yapalım yani bir türlü zirve için gerekli parametreleri uygun şekilde bir araya getiremedim. Tarihi ayarlasam yanıma birini bulamıyorum. Yanıma birini bulsam tarihler uymuyor. E ikisi de uyunca bu sefer de hava durumu kıllık yapıyor. Bu yıl da “zirve için uygun tarihte izni ayarlayıp tırmanış arkadaşı bulamama” yılına denk gelince zirveden vazgeçip alternatiflere yönelmek gerekti.

İki hafta kadar önce bu sefer kardeşim Burcu ile birlikte, Ayder’de turlayıp Kavrun’da kamp atmak ve buzul göllerini görmek; dönüşte ise Uzungöl ve Sümela Manastırına uğramak gibi gayet sade bir plan ile yollara düştük.

Sabahın erken saatlerinde Amasya’da başlayan uzun yolculuk akşam üzeri 4 civarlarında Ayder Yaylasında son buldu. Ayder’de biraz turlayıp hazırlandık ve arabayı uygun bir yere park edip Kavrun’a çıkmak üzere minibüse bindik.

01

Geçen seferlerden alışık olduğum sarsıntılı bir 45 dakikalık yolculuk sonunda saat 6 civarlarında Kavrun’a vardık. Hava kararmadan minibüs durağının aşağı tarafına, pansiyonların arkasındaki düzlüğe çadırımızı kurduk. Geceyi burada geçirecek ve sabah erkenden Büyükdeniz Gölüne yürüyecektik.

02

Uzun araba yolculuğunun yorgunluğuyla erken yatıp sabah 6:30 gibi kalktık. Çadırın girişini açtığımda manzara şöyle idi:

03

Kahvaltı yapıp eşyaları topladık ve Büyükdeniz Gölüne doğru yola çıktık.

04

Rota, Kavrun’dan çıkış ve son bölümlere doğru sizi karşılayan dik yamacı saymazsak genel olarak hafif eğimli bir yapıya sahip. Yani pek zorlayıcı bir yol olduğu söylenemez.

Vadi tabanından ayrılıp, yamacı aşınca ulaştığımız düzlükte şaşkın gözlerle bizi süzen inekle selamlaştık.

05

Yanından geçip giderken “bunlar da bi’ bitmedi lan! sırtlarında çanta her gün yürüyüp duruyorlar” gibi bir mana çıkardığım (yani içerik böyle de kelimeler belki biraz farklı olabilir :)) bakışlarla bizi süzmeye devam ediyordu.

06

Bozuntuya vermeden yolumuza devam ettik.

Biz tırmanışa devam ederken sabah saatlerinde ortalıkta görünmeyen bulutlar (pek çok şarkıda da bahsi geçtiği üzere aslında bulut değil duman.) bizimle birlikte yukarılara doğru çıkmaya başlamıştı.

07

Bulutların bizden önce yukarılara çıkıp gölleri kapatmasını istemediğimizden kısa molalar vererek yürümeye devam ettik. Verdiğimiz kısa molalardan bir tanesi de dik bir yamacı çıkarken karşımıza çıkan çeşme başında oldu.

08

Çeşme derken şöyle: hemen bitkilerin dibinden çıkan su, ağaç bir oluktan akıyor. Müthiş.

09

Biz hızla yükselmeye devam ederken bulutlar da boş durmuyor ve bize yetişmeye çalışıyorlardı.

10

Yaklaşık 3 saatlik yürüyüş sonunda dik yamacı da geçip ilk göle ulaştık. Gölün ismi Zirve Dağcılık Kulübü‘nün hazırladığı topoğrafik haritada Yıldızlı Deniz Gölü olarak geçiyor:

11

Burada bir kaç fotoğraf çekip gölün hemen sol tarafından yukarı doğru devam ederken, küçük bir geçitten görünen Çeymakçur’a inen vadinin manzarası oldukça büyüleyiciydi (aşağılardaki göl Karadeniz Gölü):

12

Bu manzaranın tadını çıkarabilmek için burada uzunca bir süre konakladık. Bir şeyler atıştırıp çay içtik. Bu sırada aşağılardaki bulutlar yanımıza kadar gelip bizi içine alarak yukarılara doğru yoluna devam etti.

13

Büyükdeniz gölü çok büyük bir ihtimalle bulutların içindeydi ve görünmüyordu. Yine de burada epeyce bir süre oyalandıktan sonra Büyükdeniz gölüne doğru yürümeye devam ettik.

Göle vardığımızda manzara şöyleydi (evet, bulutun içi Büyükdeniz gölü):

14

Yaklaşık yarım saat havanın açmasını bekledik. Biraz daha beklesek muhtemelen hava açardı. Fakat öğlen olmuştu ve Çeymakçur manzarası bize fazlasıyla yetti; Kavrun’a doğru inişe geçtik.

Gerçekten de inişe geçtikten yaklaşık yarım saat sonra hava bir süreliğine de olsa açtı:

15

İki saatlik bir yürüyüşün ardından saat 2 gibi Kavrun’a vardık ve hareket etmek üzere olan minibüse binerek Ayder’e indik. Ayder’de biraz turladık ve karnımızı doyurduk. (çok muhlama yedim ama böylesini hiç yemedim, müthiş.)

16

Ayder’e inmemizle birlikte, bu gezinin esas amacı olan Kavrun’da kamp yapmak ve göllere yürümek kısmını halletmiş olduk. Bundan sonrasında, geceyi Uzungöl’de geçirecek ve  sabah erkenden Sümela Manastırına uğrayıp dönüş yoluna koyulacaktık.

Akşama doğru Ayder’den ayrılıp Uzungöl’e doğru yola çıktık.

17

Daha önce Uzungöl’e iki defa gelmiştim. Bu sefer çok farklı bir Uzungöl ile karşılaştım: tamamen turistik bir mekana dönüşmüş, o eski doğallığından pek bir şey kalmamış. Her tarafta inşaatlar, adım başı restoranlar, eğlence mekanları… Çadır kurulabilecek doğru düzgün bir yer bile bulamadık. Epey gezdikten sonra bir piknik alanının önünde çadırı kurabileceğimiz küçük bir yer belirledik. Başta piknik alanının sahibi ücret istemeye kalktı ama sonradan vazgeçti. Buraya gelmektense geceyi Ayder’de geçirmek daha iyi bir fikirmiş. Artık kolay kolay Uzungöl’e uğramam sanırım.

Ertesi sabah erkenden kalkıp Sümela Manastırı’na gittik. Aşağıda kahvaltımızı yapıp manastıra doğru tırmanışa başladık.

18

Bunun gibi tarihi mekanlarda turist kafilelerine ürkütmeden yanaşıp rehberlerin anlattıklarını dinleme eylemini gerçekleştirmemek olmaz tabii ki:

19

Manastırı gezdik (benim üçüncü gelişim idi) ve inişe geçtik.

20

Sümela Manastırı bu gezinin son durak noktası idi. Manastırdan inip dönüşe geçtik.

– – –

Genel olarak gayet güzel bir gezi idi. Bu yıl da Kaçkarların havasını soluyabildik. Seneye inşallah şu zirve olayını artık halletmek üzere tekrar gidebiliriz.

Kardeşceğizim de hiç outdoor tecrübesi olmamasına rağmen gayet güzel uyum sağladı. Hiç tecrübesi olmayan için o kadar yol yürümek, tırmanmak filan kolay değil. Gezi dönüşü anneme “sen bu çocuğa dağa gidiyor diye kızıyorsun ama bi’ bildiği varmış” dediğine göre sanırım bu outdoor olayı oldukça hoşuna gitti. :)

21

Son olarak: O fotoğraf şöyle bir şey miydi?

22

:)

5 Yorum

  1. Doğancan Beşikci

    Çok keyifli bir gezi yazısı olmuş ama hocam bence zirveyi tek yapın tek gezmek kimseye bağlı olmamak gezilerde bence çok önemli bir faktör. :D Hem işin zorluğu bir nebze olsun artmış oluyor. E maksat adrenalin değil mi?

  2. Burak İzgi

    Zaten bir defa görünce bağımlılık yapıyor. 3 yıldır bir şekilde fırsat bulup bir iki günlüğüne de olsa gitmeyi başardım. Bakalım seneye ne yapacağız. :)

    Teşekkürler.

  3. Meren

    Burak! Ne güzel gezi olmuş. Çok kıskandım okurken. Tam da Artvin özlemimin doruğa çıktığı ve bu gezinin bir benzerini Artvin -> Gürcistan -> Ermenistan şeklinde yapmayı hayal ettiğim şu günlerde ilaç gibi geldi fotoğrafların :)

    Sevgi, selam.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir